Travma psikiyatri de resmi olarak 1980’den itibaren yer alsa da, İnsanlığın varoluşundan beri tabiatın yıkıcılığı, insanın vahşet, saldırganlık meyli ,kayıplar ve  ölümün var olması travmanın varlığını insanlık tarihi kadar eski kılar. Travma herkesin hayatın da var olabilir. Deprem, kaza, taciz, tecavüz, ölüm gibi bir defa da olan büyük travmalar olabileceği gibi çok göze çarpmayan, insanın günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilmektedir. Travma hayatın gerçeği olsa da, insanın psikolojik direncinin de hayatın bir gerçeği olduğunu kabul etmeliyiz.  Öncelikle travmayı ‘’ dile getirilemez’’ olarak nitelendirmeme, yaşanan olayı tamamen akıldan çıkarıp atmak için çabalayıp olmadıkça da çaresizlik duygusunu benimsememek gerekir. Çünkü bunları yapmaya çalışırken bize kalanları anlamlandırmamız sizce mümkün olur mu ?

Hayatımızda izi silinemeyen, ağır olaylar ; büyük korkuların, çaresizlik ve güçsüzlük gibi duyguların ortaya çıkma sebebidir. Travma yaşayan bireyin duygularını, düşüncelerini ve ruhsal durumlarını uzun süre etkisi altına alır. Bu olaylar ‘’ travmatik ‘’ veya ‘’ travma ‘’ olarak tanımlanır. Yaşanan travmalar sonrası insan ruhsal, kısmen fiziksel hasarlar alabilmektedir. Travma yaşayan bireyin adeta dünyası değişebilir ve hiçbir şey eskisi gibi gelmemeye başlayabilir. Fiziksel hasarlar gözle görülebilir ve tedavi bakımından hemen çözüme ulaştırılabilirken ruhsal yaralar görünmez, göz ardı edilir ve tedavi edilmeyebilir. Travmayı yaşayan birey büyük acılar çekebilir. Örnek verecek olursak; gerginlik, ağrılara, uyku bozukluğu, korku durumlarına ve depresyona neden olabilir.

Bazı insanların inandığı; ‘’ Stres yaratan şey zarar verir. Olumsuzlukları hemen ya da gelecekte ortaya çıkar.’’ Bu doğru bir inanış değildir. Sağlıklı bireylerin, esneklik, adaptasyon, iyileşme gücü ve çeşitli başa çıkma mekanizmaları vardır. Eğer bu aşamaları doğru bir şekilde işlerse kişi eski, sağlıklı hissettiği haline geri döner. Yaşanan travmatik olay sonrasında herkes stres tepkileri gösterebilmektedir. Bir süre bu tepkiler devam eder ancak sonrasında yaşamının büyük bir kısmı rutine doğru ilerlemektedir. Herkesin aynı tepkileri, aynı zamanda, aynı devamlılıkta göstermediğini unutmamalıyız. Ve yaşanan travmatik anıdan sonra şu üç aşama çok önemlidir.

Yaşanan travmatik olay sonrası yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel ihtiyaçları karşılamaya çalışın. Yani kendinizi koruyun.
Yaşanan travmatik olay sonrasında kendinizi korumak için, yapmanız ve yapmamanız gerekenleri önceden öğrenin ve harekete geçin.
Aileniz, arkadaşlarınız ya da ulaşabildiğiniz resmi görevlilerle temas kurun. Olayı anlatın, mümkün olan en kısa zamanda ihtiyacınız olan uzmanlara ulaşın.
Az önce de belirttiğimiz gibi, travmatik bir olaya maruz kalan herkes stres tepkileri verir, bu tepkiler ‘’ anormal bir olaya verilen normal tepkiler ‘’ olarak tanımlayabilmekteyiz. İlk gözlemlenen tepski şok tepkisidir. İlk şok atlatıldıktan sonra korku, endişe, suçluluk, pişmanlık, öfke, panik, çaresizlik utanç gibi karmaşık duygular kişiyi zorlar.Bunlar eğer süreklilik gösterirse; Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres bozukluğu olarak tanımlanabilmektedir.

Travmatik olaydan sonra öncelikle kendinize süre tanıyın, hiçbir şey hemen normale dönmez, bunun için öncelikle kendinize karşı anlayışlı olun.
Duygularınızı paylaşın, sosyal çevrenizden yardım alma olanağınızı göz ardı etmeyin, yaşadığınız olayı küçümsemeyin, herkesin duygusu biriciktir bunu unutmayın. 
Sizi meşgul edecek çalışmalara, hayatınızı düzene koymanıza yardımcı olabilecek faaliyetlere katılabilirsiniz. Unutmayın ki siz harekete geçtikçe olumsuz duygular sizden uzak durabilecektir. Yaptığınız küçük şeyler büyük problemlerin çözümüne fayda sağlayabilecektir.

Alkol ve diğer uyuşturucu maddeler kullanmamaya özen gösterin. Bir kadeh içiyim rahatlarım diye içtiğiniz alkol, bir süre sonra olmadan rahatlayamıyorum haline dönüşebilmektedir. Travmatik ve zorlayıcı dönemlerde her zamanki standartlarınız doğrultusunda tüketmekte riskli olabilir o yüzden bu süreçlerde özellikle uzak durmalıyız.
Travmatik bir olay yaşadığımızda tekrar hayatımızı rotasına sokabiliriz. Bu süreç içinde, bu zorlayıcı yaşantının bize sağladığı birikim ve deneyimlerle, yaşamınızın önceliklerini değiştirebilirsiniz. Bu dönemlerde yaşamınızda anlamsız bulduğunuz şeyler devreden çıkarabilir, bugünü yaşamaya daha çok önem verebilir, sıradan karşıladığının şeyleri takdir edebilirsiniz. Yani böyle zor bir süreç hayatınıza olumlu yönde de etkiler yapabilir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner164

Alanya Gazetesi Alexa